Çarşamba, Eylül 16, 2020
Keşfet

Kovid-19 Salgını Devam Ederken Ruh Sağlığını Korumanın Yolları

Dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) Türkiye’de 670 kişide görülürken, 9 kişi yaşamını yitirdi.

Salgının etkisinde yaşamını sürdürmeye çalışanların sosyal yaşamları da bütünüyle etkilendi.

Tedbir amaçlı izlolasyon süreci sebebiyle kültür, sanat ve spor aktiviteleri iptal oldu, toplu buluşmalar ertelendi, bir çok iş yeri süresiz kepenk indirdi ve çoğu kişi de evden çalışma sistemine geçti.

Özellikle sosyal ağlarda yayılan bir çok haber ve görüntü ise bireylerdeki kaygı ve panik duygusunu tetikledi.

Küresel salgının etkilediği İtalya ve İran gibi ülkelerde hastanelerde yer bulunamadığı, yoğun bakım koşullarının az geldiği ve hekimlerin hasta seçme yoluna gittiği görüldü.

Tüm bu gelişmeler Türkiye’deki halkı da etkiledi.

Hem kendileri hem de sevdikleri için endişelenen bireyler, salgın tehdidi sürecini ruhsal anlamda en az zararla atlatmanın yollarını aramaya başladı.

Independent Türkçe, uzmanlara Covid-19 salgını sürerken ruh sağlığını koruyabilmenin yollarını sordu.

Stresten Uzak Durmak

Uzmanlara göre öncelikli olarak sakin olmak, panik yapmamak ve hastalık kaygısından (aksiyete) olabildiğince uzaklaşmak gerekmektedir.

Zira aşırı stres, hem psikolojik hem de fizyolojik olarak bağışıklık sistemini bozup, kişileri hastalanmaya daha yatkın hale getirebiliyor.

Koronavirüs haberleriyle aşırı ilgilenmek de stres, kaygı düzeyi, panik ve umutsuzluğu artıran faktörlerden.

Asılsız haberlere dikkati çeken uzmanlar, gece gündüz hastalığa odaklanmaktan ise Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı gibi yekili kuruluşların vermiş olduğu bilgilere göre hareket etmenin şart olduğunu vurguluyor.

Sürekli haber takip etmeyi sağlıksız bulan uzmanlara göre bu süreç yokmuş gibi davranmak kadar, gündeme ilişkin bilgilere aşırı maruz kalmak da ruh sağlığı bakımından negatif etkiye neden olabilir.

“Yeni bir yaşam düzenlemesi şart, yapmaktan hoşlandığınız şeyleri hayatınızda tutun”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden (SBU) Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Medine Yazıcı Güleç, “Gündemden kopmayacak kadar uyarıları değerlendirin, gelişmelerden haberdar olun. Ancak sosyal ağ ve haberler ile aşırı şekilde ilgilenmeyin, tüm gününüzü buna harcamayın. Gün içerisinde (iş dışında) kendinize alanlar yaratmanız lazım. Özetle, yaşananlardan haberdar olun, korkmayın, uyarıları önemseyin, ciddiye alın ve yaşamınızı buna göre düzenleyin” ifadelerini kullandı.

Covid-19’un küresel bir salgın haline gelmesi nedeniyle fertlerin endişeli olmalarının çok normal olduğunu belirten Medine Yazıcı Güleç’e göre önemli olan dengeyi kurabilmek. Gülçe, aşırıya kaçmadıktan sonra endişeli olmanın, gerekli tedbirleri almak adına sağlıklı bir tepki olduğu görüşünde.

“Online faaliyetlerden faydalanın

Ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Ama bu süreçte normalde yapmaktan hoşlandığınız şeyleri hayatınızda kesinlikle tutun. Ruh sağlığınızı korumak adına, size yaşama mutluluğu veren şeyleri muhafaza edin. Günlük hayatın akışını olabildiğince sürdürmek, iyi beslenmek, uyku düzeni, günlük aktiviteler, evdeki fiziksel egzersizler, sevdiklerimizle iletişimimize online şekilde devam etmek, normalde yapmaktan keyif almış olduğumuz şeyleri bırakmamak çok önemli. Online kurslar ile kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden (konserler, tiyatrolar, egzersizler vb.) de faydalanabilinir. Her şeyi bırakıp, beklemeye geçmek ruhsal perspektiften daha da gerginleşmeye neden olabilir.

“Olanları kabullenmeli, hayatı kontrol etmeye çalışmamalı”

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Sibel Çakır da bu kritik günleri daha sakin şekilde, uzmanların uyarıları doğrultusunda evde dinlenip, çalışarak, sakin zaman geçirerek, paylaşmaya, doğaya, açık havaya, az tüketmeye, basit yaşayarak , keyif alınan şeylere odaklanmaya çalışarak geçirmeye gayret etmek gerektiğini söyledi.

Prof. Çakır’a göre ‘bilinmezliğe karşı toleransın artırılması’ kilit önem taşıyor:

Yaşamın değişmez kuralı gelecekten beklentilerimize karşın, hayatın bildiğini okuması ve kendi sistemiyle sürmesi. Bunu kabullenelim ve hayatı kontrol etmeye, değiştirmeye çalışmayalım. Dalgalara karşı savaşmayalım. Her sürpriz, engelli atlama parkurunun bir aşaması ve hayatı onların üzerinden hoplayıp zıplayarak sürdüreceğiz.

“Anksiyete ile savaşma, neye direnirsen onun sürmesine neden olursun”

Anksiyete ile savaşmamak gerektiğinin önemini vurgulayan Çakır, İsviçreli psikiyatr Cals Gustav Jung’un ‘What you resist persists’ sözünü hatırlatarak, “Neye direnirsen, sürmesine katkıda bulunursun. Hani uykusuzlukla savaşınca hiç uyuyamamak gibi” ifadelerini kullandı.

“İyileşen bireyleri ve ölüm oranının çok düşük olduğunu hatırlayın”

Kimi bireyler şu süreçte Covid-19’a yakalanma, ölüm korkusu, sevdiklerinden ayrı kalma, hastanede yer bulamama ya da yoğun bakımda yatma korkusunu sıklıkla hissetmekte. Zihnimizin genelde iyi değil senaryolara odaklanma eğiliminin olabildiğini belirten Çakır, hastalığa yakalanılsa bile çok sayıda iyileşenin bulunduğunu ve ölüm oranın çok düşük olduğunu hatırlamak gerektiğini söylüyor.

 

Bir cevap yazın